Allegro; İda (Hilal Tayfun) ve Ali Atmaca resim sergisi Doku Sanat Galerileri’nde 14 Mart tarihine kadar izlenebilir.

“Usta ile çırak arasındaki bağın nadir bir tanıklığı: yıllar boyunca aynı atölyenin çatısı altında şekillenen İda ve Ali Atmaca’nın ilk ortak sergisi.”
Usta ile çırağın insanlık, dostluk, kitaplar, filmler, hayat ve aşk üzerine tartışmaları yanında, dert, tasa, kahkaha, şarap, renk, türküler, klasik müzik ve caz ile geçen atölye günleri… Allegro, bu uzun günlerde yan yana asılmış tuvallere çizilen figürlerin, sanatçıların dostluğunun heyecanıyla ortaya saçılan canlı, neşeli oynak bir çarpışması…


Ali Atmaca mağara resimlerinden yola çıkarak oluşturduğu renkli ve figüratif çizgisinde, her yeni sergisini yeni bir başlangıç ve yeni küçük bir devrim olarak görüyor. Otuz yıldan fazla süredir erkek egemen dünyayı protesto ederek sadece kadın estetiğini odağa alıyor. Kadınların yanı başında da doğayı, kuşları, balıkları, kaplumbağaları…
Allegro ise farklı; soyut figüratif yolculuğundaki küçük devriminde Ali Atmaca bu kez yalnız değil. Atmaca’nın on yılda bir kaçtığı kentlerinden sonra 2006 yılından beri sığınağı olan Gümüşlük’teki atölyesinde, ustaya beş yıl boyunca çıraklık yapan İda, dostlukla başlayan bu yolculuğun sonunda, ikisinin de ortak kararıyla mezun oldu. Artık ustasının yanı başında sağlam adımlarla kendi yolundan yürüyor.


Ustanın “doğuştan sanatçı” olarak nitelendirdiği İda’nın, renkli soyut figürlerindeki taşıyıcı form olan balıklar kimi zaman bir araya gelerek tüm bir vücut oluşturuyor, kimi zaman ise dengede olmanın tılsımlı anahtarını. İda’nın az sonra bir espri patlatıverecekmişçesine nüktedan eserleri, insanın dudağının kenarına tatlı bir tebessüm bırakıyor – belki de en çok sanatçıyı yakından tanıyanlarda.
Altmış yıllık resim kariyerinin yıldönümünü geçtiğimiz aylarda kutlayan Ali Atmaca “renklerin ahengini anamdan öğrendim” der. Aynı zamanda yetkin bir şef de olan Hilal Tayfun – nam-ı diğer İda ise “yemek yapmayı anneannemden öğrendim” diyor. Kim bilir, belki köklerinden beslenmeyi bilme becerisi, hayatın giderek sertleşip karardığı bu mevsime inat, ikisinin de tuvallerinden taşan coşkunun, heyecanın ve umudun kaynağıdır. Köklü ağaçların zorlu havaları kabul edip dayanıklılıkla sabreden ve güneşi görür görmez mutlu olup dans eden, iç içe geçmiş, verimli yaprakları gibi…
Allegro bir mezuniyetin olduğu kadar iki sanatçının da derin dostluğunun daveti ve heyecan verici rengarenk bir kutlaması.
Metin : Özge Sarıoğlu



https://dokusanat.com/

