Doku Sanat Galerileri bu yılın ikinci sergisini ‘Buluşma’ adıyla resim ve heykellerden oluşan eserleriyle 8 sanatçıya aynı anda ev sahipliği yapıyor.
Osman Akça, Mustafa Albayrak, Altan Çelem, Dinçer Güngörür, Mahir Güven, Metin Kılıç, Müslüm Teke, Orhan Umut’dan oluşan sanatçılar son dönem işleri ile 14 Şubat 2026 tarihine dek galeride izlenebilecek.
Osman Akça
1963 yılında Samsun’un Bafra ilçesinde doğan Akça’nın sanatla kurduğu bağ, çocukluk yıllarında başladı. Ortaokul ve lise dönemlerinde resim öğretmenlerinin yönlendirici ilgisiyle derinleşen bu ilişki, onun yaşam rotasını belirleyen temel unsur oldu. Küçük yaşlarda başlayan resim tutkusu, zamanla görsel anlatının güçlü bir diline dönüştü.
Sanatçı, kentin tarihsel dokusu, gündelik ritmi ve çok katmanlı ruhunu tuvallerine taşıdı. İstanbul, Akça’nın resimlerinde yalnızca bir mekân değil; hafızası, ışığı ve hareketiyle yaşayan bir anlatı alanı olarak yer aldı.
Osman Akça’nın resimlerinde mekân yalnızca bir arka plan değil, hafızanın kendisidir. Sanatçının iki ana serisi olan Güvercinler ve Bisikletler, insanın şehirle kurduğu sessiz, gündelik ama derin ilişkiyi görünür kılar. Bu serilerde zaman yavaşlar; hareket, durağanlığın içinde saklıdır.
Sanatçı, çalışmalarında kent belleği, mimari formlar, ışık ve renk ilişkileri üzerinden zamansız bir atmosfer kurmayı hedefler. Resimleri, izleyiciyi hem tanıdık hem de yeniden keşfedilen mekânlara davet eder.
Osman Akça, İstanbul’da üretmeye ve sanat yolculuğunu yeni anlatılarla sürdürmeye devam etmektedir.
Mustafa Albayrak
1971 Erzurum İspir’de doğdu.
1999 Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun oldu. 1997’de Erzurum’da bir ilk olan Rönesans Sanatevi’ni kurdu. 2004’te İstanbul’a yerleşti. 2006’da İstanbul Beyoğlu’nda atölye çalışmalarına başladı.

Mustafa Albayrak’ın resimlerinde resim yüzeyi sadece bir temsil zemini değil, zamanın, belleğin ve bedensel deneyimin katmanlaştığı bir alan olarak ele alınır.
Albayrak’ın resimlerinde figüratif çağrışımlar ile soyut yapıların iç içe geçtiği bir dil hakimdir. Büyük kentin kalabalıkları içine çekip yok ettiği kurgular, bilinçli bir strateji olarak, izleyiciyi imgeleri –okumaya- değil, onlarla birlikte düşünmeye davet eder. Katmanlı boya kullanımı, yüzeyde birikmiş izler ve kontrollü rastlantılar, görünür olan ile sezilen arasındaki ilişkiyi odağına alan bir düşünme alanı sunar. Böylece her resim, izleyicinin kendi deneyimleriyle tamamlanan açık bir yapı haline gelir.
Altan Çelem
1969 yılında Almanya – Mülheim’de doğdu. 1987 yılında girdiği Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden 1992 yılında mezun oldu. 1992 – 1995 yılları arasında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı .Halen Yeditepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak ders vermekte, yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir. Altan Çelem’in resimleri, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi yalnızca betimleyici bir düzlemde değil, sezgisel ve düşünsel bir alan üzerinden de ele alır. Sanatçı figürleri zaman zaman belirgin, zaman zaman da belirsiz sınırlar içinde kullanarak izleyiciyi tanıdık olanla bilinmeyen arasında bir geçiş alanına davet eder. Bu yaklaşım, Çelem’in resimlerinde dingin ama derinlikli bir atmosfer oluşturur. Altan Çelem’in renk anlayışı, resimlerinin duygusal tonunu belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Yumuşak geçişler, zaman zaman yoğunlaşan renk alanları ve dengeli kontrastlar, yüzeyde sakin ama canlı bir atmosfer yaratır.

Çelem’in resimleri, izleyiciyle doğrudan bir anlatı kurmak yerine, sessiz bir diyalog önerir. Resimler karşısında izleyici, yalnızca gördüğünü değil, hissettiğini de sorgulamaya yönelir. Zamanın yavaşladığı, anın uzadığı bu görsel alanlar, çağdaş yaşamın hızına karşı bir durma ve düşünme hali sunar.
Dinçer Güngörür
1977’de Adana’da doğdu.
2001 yılında, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nden mezun oldu.
Dinçer Güngörür’ün heykelleri biçim ile anlam arasındaki ilişkiyi bilinçli bir şekilde görünür kılan bir ifade alanı sunar.
Sanatçının üretiminde heykel, yalnızca üç boyutlu bir nesne değil; insanın özüne dair durumu, bedensel hafızası ve mekanla kurduğu ilişkiyi sorgulayan bir düşünce aracıdır. Güngörür, malzemeyi biçimlendirmekten öte onunla diyalog kuran bir yaklaşım benimser. Taşın ağırlığı ya da yüzeyde bırakılan izler, heykelin sessiz ama güçlü bir dil oluşturmasını sağlar. Heykellerin duruşu, boşlukla kurduğu ilişki ve izleyici ile arasındaki mesafe, algıyı sürekli değiştirir. Bu yönüyle Güngörür ün eserleri, çağdaş heykel pratiği içinde güçlü ve tutarlı bir duruş sergiler.
Sanatçı, çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir.
Mahir Güven
1958 yılında İstanbul’da doğdu. 1976-1981 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi’nde öğrenim gördü.
Rönesans resminden figürlerin tekrar yorumlandığı resimlerinde, duygu, bellek ve mekan kavramlarını merkeze alarak figüratif ve soyut anlatımlar arasında dengeli bir ifade dili geliştirir. Renk, doku ve katmanlı yüzeyler sanatçının çalışmalarında önemli bir yer tutar. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.
Metin Kılıç
1980 Çorum’da doğdu. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenim gördüğü yıllarda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin heykel atölyesinde çalışmaya başladı. Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’ne katkı sağladı. Kentin çeşitli yerlerinde heykel çalışmaları bulunan sanatçı, 2016 yılında Fransa/Paris Louvre SNBA Carousel Salonu Türk Delegasyonu Salon Sergisi, 2016 Galerie Art’et Miss “Carre” Paris / Fransa’da sergiler açtı.
73. Devlet Resim Heykel Yarışması Başarı Ödülü’nü alan sanatçı, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde heykeltraş olarak çalışmaya devam etmektedir. Eserleri yurtiçi ve yurtdışında önemli koleksiyonlarda yer almaktadır.
Müslüm Teke
1973 yılında Gaziantep’te doğdu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. 1999 – 2022 yılları arasında orta ve lise öğrenimde Resim Öğretmenliği yaptı. Sanat kariyerine çocukluk yıllarında çizgi romanları kendi bakış açısıyla yeniden yorumlayarak adım atan Teke, zamanla portre sanatına odaklanarak özgün bir ifade dili geliştirmiştir.
Sanatçının eserlerinde, insan yüzü sadece fiziksel bir betimleme değil, aynı zamanda bireyin içsel dünyasının yansıması olarak ele alınır. Her bir fırça darbesi, Teke’nin dünyayı ve insanı anlama çabasının bir ifadesidir. Eserleri sadece görsel bir deneyim sunmakla kalmaz; izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve varoluşsal sorularla yüzleşmeye teşvik eder. Sanatçı çalışmalarını İstanbul’ daki atölyesinde sürdürmektedir.
Orhan Umut
1972 yılında Diyarbakır’ da doğdu. 1993-1997 Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’ nde eğitim gördü. Sanatçının figürleri belirli bir anlatının kahramanları olmaktan ziyade, bir ruh halinin, bir duraksamanın ya da içsel bir kırılmanın taşıyıcılarıdır. Bu figürler, izleyiciyle doğrudan bir hikaye paylaşmaz; aksine, belirsizlikleriyle izleyiciyi resmin içine çeken bir düşünce alanı açar.

Figürler çoğu zaman boşluk içinde konumlanır; çevreleyen mekan tanımlı olmaktan çok sezgiseldir. Bu belirsizlik, figürlerin zamansız ve evrensel bir varoluş halini temsil etmesini sağlar. Figürlerin duruşları, bakışları ve içe kapanık halleri, çağdaş insanın yalnızlık, yabancılaşma ve içsel sorgulama deneyimlerine gönderme yapar. Resimler, izleyiciyi hızlı bir bakıştan ziyade durmaya, sessizliğe ve içsel bir karşılaşmaya davet eder. Birçok kurum, kuruluş, müze ve özel koleksiyonlarda eserleri bulunan Orhan Umut, resim çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir.
‘Sanatçıların sıralaması soyadlarına göre, alfabetik olarak yapılmıştır.’
