Gezici Festival 25. kez yola çıkıyor!

0

Ankara Sinema Derneği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile düzenlediği Gezici Festival, 29 Kasım-12 Aralık tarihleri arasında 25. kez sinemayı kent kent dolaştırıyor. Festivalin bu yılki durakları Ankara, Sinop ve Kastamonu. Festival, ilk durağı olan Ankara’da 29 Kasım – 5 Aralık tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşup, 6-8 Aralık tarihleri arasında Sinop’ta konakladıktan sonra 9-12 Aralık’ta Kastamonu’da bu yılki yolculuğunu tamamlayacak.

Gezici Festival, 25. yılında sinema tutkunlarına yeni sürprizler hazırlıyor. Dünya Sineması bölümü, bu yıl düzenlenen uluslararası festivallerde öne çıkan yapıtları içeriyor ve Amerika’dan Slovakya’ya, Brezilya‘dan İngiltere’ye, Avustralya’dan İspanya’ya, Japonya’dan Romanya’ya birçok farklı coğrafyadan yapıtları bir araya getiriyor. Slovak yönetmen Marko Škop’un filmi Işık, Daha Fazla Işık (Let There Be Light), bu yılki Cannes Film Festivali’nden Camera d’Or ödülü ile dönen César Díaz imzalı Annelerimiz (Our Mothers), Brezılyalı ödüllü yönetmen Karim Aïnouz’un son filmi Görünmez Yaşam (The Invisible Life of Eurídice Gusmão), Brezilya’da yükselen aşırı sağa karşı oluşan öğrenci hareketlerini merkezine alan Sıra Sende (Your Turn), Fransız yönetmen Josephine Mackerras’ın South by Southwest Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen filmi Alice, Doctor Who ve Penny Dreadful gibi dizilerdeki oyunculuğuyla tanıdığımız Billie Piper’ın yazıp yönettiği Ayrık Otları (Rare Beasts), Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülen Üç Yaz (Three Summers), bu yıl gittiği pek çok festivalden övgü ve ödüllerle dönen Güney Koreli yönetmen Bora Kim’in filmi Sinek Kuşu (House of Hummingbird) ve Japon sanatçı Joe Odagiri’nin, usta görüntü yönetmeni Christopher Doyle’ın etkileyici sinematografisi ile adından söz ettiren filmi Zaman Her Şeyi Siler (They Say Nothing Stays The Same) festivalin bu bölümünde izleyici ile buluşacak olan yapımlar arasında bulunuyor.

Festivalin Türkiye 2019 bölümünde gerek ulusal, gerekse uluslararası festivallerde ödüller kazanmış birbirinden güzel filmler, her yıl olduğu gibi film ekiplerinin katılımıyla gösterilecek.

tristana

Fatih Özgüven’in Seçtikleri: Festivalde, yazar ve eleştirmen Fatih Özgüven’in seçtiği Carl Theodor Dreyer’in Söz (Ordet, 1955), Louis Malle’in Ateşle Oyun (A Time to Live and a Time to Die, 1963) ve Luis Buñuel’in Tristana (1970) filmleri yer alırken, küratörlüğünü Ehsan Khoshbakht’ın yaptığı, Amerikan Sineması’nın Kadın Öncüleri bölümünde ise Dorothy Arzner’in Dans, Kız, Dans (Dance, Girl, Dance, 1940), Ida Lupino’nun Otostopçu (The Hitch-Hiker, 1953) ve Shirley Clarke’ın Torbacı (The Connection, 1961) filmleri izleyici ile buluşacak.

söz

Kendine özgü sınırları olan sanat, hayatın dışında kamusal bir alan olarak algılanırken, gündelik hayat hep kişisel ve sıradan olanla özdeşleşti. Sanat Uzun, Hayat Kısa bölümündeki filmler, hayat ve sanat arasındaki karmaşık ilişkiye bakarken, coğrafyanın ve sıradan olayların sanatı nasıl şekillendirdiğini ele alıyor. Bu bölümde, Leonard Cohen ve Marianne Ihlen arasındaki sıradışı ilişkiyi ele alan belgesel Marianne & Leonard: Aşk Sözleri (Marianne & Leonard: Words Of Love), Tribeca Film Festivali’nden ödülle dönen bir baba oğul hikayesi Zaman Makinemiz (Our Time Machine), devrim öncesi popüler İran sineması hakkındaki belgesel Renkli-Farsça (Filmfarsi), politik romanlarıyla tanınan Amerikalı yazar Toni Morrison’ın hayatı üzerine yapılan Toni Morrison: Beni Oluşturan Parçalar (Toni Morrison: The Pieces I am), ünlü oyuncu Shia Labeouf’un kendi hayatından yola çıkarak senaryosunu yazdığı ve oynadığı, ses getiren yapım Tatlı Çocuk (Honey Boy) izleyicilerin beğenisine sunulacak.

Festivalin Siyah Perde: Sinema ve Irkçılık adlı bölümünde ise Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ırk ayrımı ve hoşgörüsüzlüğe odaklanan, Spike Lee imzalı Doğrusunu yap (Do The Right Thing, 1989) ve Norman Jewison’ın yönettiği Gecenin Sıcağında (In the Heat of the Night, 1967) gibi iki klasik yapım var.

Türkiye’de sinemanın öncülerinden Muhsin Ertuğrul’un 1926’da Kiev’deki Ukrayna Foto Sinema İdaresi (VUFKU) adına çektiği, uzun yıllar kayıp olduğu sanılan sessiz filmi Tamilla, Aleksandr Dovçenko Sinema Merkezi’nin katkılarıyla geçtiğimiz ay Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Türkiye’deki ilk gösterimini yaptı. Filmin Gezici Festival’deki gösteriminde piyanoda Ayşe Tütüncü, klarnette Miray Eslek, canlı müzikleriyle filme eşlik edecekler.  Canlı müzik eşliğinde gösterilecek diğer filmlerimizden biri Hollanda Büyükelçiliği’nin katkıları ile sunulan Fridrikh Ermler’in İmparatorluk Kalıntısı (Fragment of an Empire, 1929), diğeri ise Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğinin katkularıyla gösterilecek Clarence Brown’ın Çatışan Arzular (Smouldering Fires, 1925) filmleri. Canlı müzik eşliğinde gösterilecek filmlerin yanı sıra başka sürprizler de festivalde yer alacak.

Bu yılın Çocuk Filmleri seçkisinde Çek Cumhuriyeti yapımları yer alıyor. Gezici Festivalin Kısa İyidir Bölümü’nde farklı ülkelerden kısa filmlerin gösterimleri ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

1995 yılından bu yana Gezici Festival’i yalnız bırakmayan ve her yıl festivale birbirinden özgün afişler sunan Behiç Ak, 25. Yılda da hazırladığı afişle Gezici Fesitval’e desteğini sürdürüyor.

29 Kasım – 5 Aralık ANKARA Büyülü Fener Kızılay, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi

6 – 8 Aralık SİNOP Halk Eğitim Merkezi

9 – 12 Aralık KASTAMONU Kastamonu Üniversitesi, Ahmed Yesevi Konferans Salonu

Dünya Sineması

Gezici Festival, bu bölümde bu yıl uluslararası film festivallerinde beğeni toplayan önemli filmleri bir araya getiriyor. Slovak yönetmen Marko Škop’un imzasını taşıyan Işık, Daha Fazla Işık (Let There Be Light), Slovakya’da aşırı sağın yükselişine odaklanıyor. Günümüzün bu önemli sorununu küçük bir kasabada gelişen olaylarla ele alan film, önyargı ve düşmanlığın kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını tartışan bir yapım. Işık, Daha Fazla Işık, Karlovy Vary Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödüllerine layık görüldü.

30 yılı aşkın bir süre devam eden ve 200,000’den fazla insanın ölümüyle sonuçlanan iç savaşın yaralarını sarmaya çalışan Guatemala’dan ardarda güçlü filmler geliyor. César Díaz’ın yönettiği Annelerimiz (Our

Mothers), Adli Tıp Kurumu’nda çalışan genç antropolog Ernesto’nun, annesinin karşı çıkmasına karşın, yıllar önce kaybolmuş bir gerilla olan babasının izini sürmesini anlatıyor. Kişisel bir hikayeyi çarpıcı bir şekilde toplumsal tarihle bütünleştiren film, bu yıl Cannes Film Festivali’nde en iyi ilk filme verilen Camera d’Or Ödülünü kazandı.

Brezilya’nın önde gelen sinemacılarından Karim Aïnouz’un Görünmez Hayat’ı (Invisible Life of Eurídice

Gusmão), 1950’li yılların Rio de Janerio’sunda yaşayan iki kız kardeşin hikâyesini düşsel bir dille anlatıyor. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Bölümü Büyük Ödülü’nü kazanan film, önümüzdeki yıl Breziya’yı Oscar yarışında temsil edecek.

Bu yıl dünya siyasetine damgasına vuran gelişmelerden biri de, Brezilya’da aşırı sağcı lider Jair Messias Bolsonaro’nun devlet başkanı oldu. Eliza Capai imzalı Sıra Sende (Espero tua (re)volta), bu gelişme

öncesinde, lise öğrencilerinin isyanlarına odaklanıyor. Öğrenci hareketinin farklı bileşenlerine yer veren belgesel, ‘tarih nasıl ve kimin gözünden ele alınmalı’ sorusunu tartışıyor. Sıra Sende bu yıl Berlin’de Amnesty International Film Ödülü’nü kazandı.

Brezilya’nın güncel sorunlarına odaklanan bir diğer film Sandra Kogut imzalı Üç Yaz (Three Summers).

Rüşvet skandalına bulaşmış zengin bir ailenin bireylerinin ve ailenin villasında çalışanların birbirini takip eden üç yaz boyunca yaşadıklarını anlatan filmin başrolünde Brezilya’nın en önemli oyuncularından Regina Case var. (2019 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü) Bu sarsıcı kara komedi, aynı zamanda baskıcı neoliberal ideolojinin iktidara gelişinin ardındaki nedenleri gözler önüne seriyor.

2019’da dünya festivallerinde gösterilen en çarpıcı canlandırma olan Bir Köpeğin Fantastik Hikâyesi (Marona’s Fantastic Tale), deneyimli yönetmen Anca Damian’ın elinden çıkma. Marona adlı labrador cinsi bir köpeğin geçirdiği kaza sonrasında geçmişi hatırlamasını anlatan filmin etkileyici karakter tasarımı ise Belçikalı karikatürist Brecht Evens’a ait. Film önemli canlandırma film festivallerinde ödüller aldı.

Doctor Who, Penny Dreadful gibi popüler televizyon dizilerinden tanıdığımız İngiliz oyuncu Billie Piper’ın yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı Ayrık Otları (Rare Beasts), romantik komedi formüllerini tersyüz eden bir yapım. Renkli üslubu ve usta oyuncularıyla dikkat çeken film, Francis Ha ve Fleabag’den sonra hafızalarımızdan silinmeyecek bir anti kadın kahraman portresi çiziyor.

South by Southwest Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Alice, Fransız yönetmen Josephine Mackerras’ın ilk uzun metraj filmi.

Kocasının ortak birikimlerini alıp ortadan kaybolmasından sonra ailesini geçindirmek ve borçlarını ödemek durumunda kalan Alice’in hikayesini mizahi bir tonla perdeye taşıyan yönetmen, bu yılın en çarpıcı kadın filmlerinden birine imza atıyor.

Dünya Sineması Bölümü’nde yer alan bir diğer ilk film ise, 14 yaşındaki Eunhee’nin yetişkinliğe geçiş hikayesini konu alan Bora Kim’in yönettiği Sinek Kuşu (House of Hummingbird). Arka planında Seoul’de 1994 yılına damgasını vuran olayların yer aldığı, aile, ergenlik ve toplum baskısı gibi konuları dokunaklı bir dille ele alan film, eleştirmenler tarafından özgüyle karşılandı.

İddialı görsel tasarımıyla dikkat çeken Zaman Her Şeyi Siler (They Say Nothing Stays The Same), Japonya’nın en önemli oyuncularından Joe Odagiri’nin ilk yönetmenlik denemesi. Kayıkçılıkla geçimini sağlayan yaşlı Toichi’nin öyküsüne odaklanan film, modernizmin öncülük ettiği değişimleri konu alan çağdaş bir masal. Christopher Doyle’ün olağanüstü görüntüleri ve Tigran Hamasyan’ın özgün müziğine de dikkatlerinizi çekelim. Film Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Uluslararası Yarışmada En İyi Film Ödülü’ni kazandı.

CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE SESSİZ SİNEMA

Sessiz Sinema programında bu yıl üç nadir filmin canlı müzik eşliğinde gösterimi yapılacak. Unutulmaz bir sinema deneyimi vaat eden bu bölümde sinema tarihimizin en önemli isimlerinden Muhsin Ertuğrul’un, Ukrayna devlet arşivlerinde bulunana dek kayıp olduğu düşünülen, 1927’de Sovyetler Birliği’nde çektiği filmi Tamilla, yapımından 92 yıl sonra seyirciyle buluşacak. Fransız hukukçu ve yazar Ferdinand Duchêne’nin, Cezayir’deki Berberi topluluklarını ele alan egzotik romanından uyarlanan film, küçük yaşta başlık parası karşılığı tüccar Lahraş’la sözlendirilen ve kadının bir meta gibi alınıp satıldığı bu ortamda karanlık bir sona doğru sürüklenen Tamilla’nın hikâyesini anlatıyor. Film, Ayşe Tütüncü ve Miray Eslek’in canlı müzik performansı eşliğinde gösterilecek.

Geçtiğimiz yıl San Francisco Sessiz Film Film Festivali, EYE Filmmuseum ve Rusya Devlet Sinema Arşivi Gosfilmofond ortaklığıyla restore edilen, Fridrikh Ermler’in son sessiz filmi İmparatorluk Kalıntısı (Oblomok imperii, 1929) da bu bölümde yer alıyor. Batı’da değeri geç anlaşılan ancak bugün Sovyet sessiz sinemasının en iyi örneklerinden biri kabul edilen film, I. Dünya Savaşı’nda aldığı darbe ile hafızasını yitiren ve Ekim Devrimi ile tümüyle değişmiş bir topluma uyanan bir askerin psikolojik dramını son derece etkileyici bir sinema diliyle perdeye yansıtıyor.

Filmin restorasyonuna rehberlik eden arşiv uzmanı Peter Bagrov, ‘Fridrikh Ermler, Sovyet ve dünya sinema tarihinin ustalarından biriydi, Eisenstein, Chaplin ve Pabst gibi sinemacılar bunu görmüştü. Batı’da tanınmıyor olması bir muamma.’ diyor kitabında. İmparatorluk Kalıntısı, Vladimir Deshevov’un 1929’da bestelediği orijinal müziği yorumlayacak olan piyanist Daan van den Hurk’un canlı performansı eşliğinde Hollanda Büyükelçiliği katkılarıyla  gösterilecek.

Bu bölümde canlı müzik eşliğinde gösterilecek sessiz filmlerden biri de Amerika’dan. Amerikan sessiz film döneminin büyük yıldızı Pauline Frederick’in başrol aldığı Çatışan Arzular (Smouldering Fires, 1925) Universal Stüdyoları’nın dönemin yıldız yönetmeni Clarence Brown ile yaptığı beş filmlik anlaşma kapsamında çekilen filmlerden. 40 yaşlarında, güçlü ve kararlı bir iş kadını olan Jane Vale romantik arzularından vazgeçmiştir, ta ki çalışanlarından birisi olan genç adamla karşılaşana dek. Yaş farkına rağmen her şey yolunda giderken Jane’in okuldan eve dönen kız kardeşi Dorothy dahil olur hikâyeye. Daha sonra dönemin büyük stüdyolarından MGM ile çalışmaya başlayacak olan Clarence Brown’ın ustalıklı yönetmenliği ile güç ilişkileri, aşk ve yaş üzerine incelikli bir dram olan Çatışan Arzular, Donald Sosin’in canlı müzik performansı eşliğinde ABD Büyükelçiliği katkılarıyla izlenebilecek.

SİYAH PERDE: SİNEMA VE IRKÇILIK

25.Gezici Festival’in, Amerikan Büyükelçiliği’nin katkılarıyla hazırladığı Siyah Perde: Sinema ve Irkçılık başlıklı bölümde, bugün hâlâ çeşitli biçimleriyle karşımıza çıkan ve hatta son dönemde dünyanın birçok ülkesinde yükselişe geçen ırkçı ayrımcılık konusunu ele alan iki klâsik filmin gösterimi yapılacak. Gecenin Sıcağında(In the Heat of the Night, 1967) ve Doğruyu Seç (Do the Right Thing, 1989), ‘kültürel, tarihî ve estetik önem’ taşıdığı için ABD Ulusal Film Arşivi tarafından Kongre Kütüphanesi’nde saklanmak üzere seçilmiş filmler arasında.

Kanadalı yönetmen Norman Jewison’ın, Afro Amerikan Sivil Haklar Mücadelesi’nin en kritik dönemlerinden birisinde çektiği Gecenin Sıcağında (In the Heat of the Night) Amerika’nın güneyindeki ırkçı bir kasabada bir cinayeti araştırmakla görevlendirilen Afro Amerikalı bir polisin hikayesini anlatır.  Jewison, tüm zorluklara karşı yan yana çalışan beyaz bir adamla siyah bir adamın hikâyesi üzerinden ırkçılık karşıtı bir şaheser ortaya koyar. Sidney Poitier ve Rod Steiger’in güçlü performanslarıyla hafızalara yerleşen film, En İyi Film dahil beş dalda Oscar Ödülü kazanmıştı.

Spike Lee’nin Amerikan sinemasında bir dönüm noktası kabul edilen filmi Doğruyu Seç (Do The Right Thing), Afro Amerikan nüfusun yoğun olarak yaşadığı Brooklyn’de, ırkçı gerilimin zirveye çıktığı sıcak bir yaz günü olanları perdeye yansıtıyor. Yönetmen Spike Lee ile birlikte kamera karşısına geçen Danny Aiello’nun yardımcı roldeki olağanüstü performansı ve senaryosuyla Oscar kazanan film, Hollywood klişelerine meydan okuyan modern sinema dili, beyazperdede ilk kez böylesine ete kemiğe bürünen, gerçekçi siyahî karakterleri ve çok tartışılan finaliyle yıllara meydan okuyan bir klâsik.

TÜRKİYE 2019

25.Gezici Festival’inTürkiye Sineması bölümünde bu yıl yine festivallerde öne çıkan, ödül kazanan, tartışılan yeni yerli filmler seyirciyle buluşacak. Yerli sinemadaki son gelişmeleri yakından takip etme olanağı sunan bu bölümdeki filmler, festivale konuk olacak film ekipleriyle yapılacak söyleşiler eşliğinde gösterilecek.

Video ve performans alanındaki çalışmalarıyla tanınan güncel sanatçı Köken Ergun’un, dünya galasını Rotterdam Film Festivali’nde yapan ve İstanbul Film Festivali’nin belgesel yarışmasında yer alan filmi Şehitler, Çanakkale Savaşı’nın tarihsel mirası etrafında gelişen şehitlik ve kahramanlık kavramlarına farklı bir bakış açısı sunuyor. Filmin gösterimi yönetmen Köken Ergun, görüntü yönetmeni Batu Tezyüksel ve yapımcı Asena Hayal’in katılımıyla gerçekleştirilecek.

Burak Çevik’in, ilk uzun metrajlı filmi Tuzdan Kaide’nin ardından Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yer alan ikinci filmi Aidiyet, gerçek bir cinayetle ilgili mahkeme kayıtlarıyla kişisel tanıklıklara dayanarak

çekilmiş bir suç hikâyesi. Sinemanın farklı türleri arasında geçişler sunan film, aynı zamanda bir aşk hikâyesi ve bir yol filmi olarak tanımlanabilir. Gösterim, yönetmen Burak Çevik’in katılımıyla gerçekleştirilecek.

Emin Alper’in üçüncü filmi Kız Kardeşler, ulusal ve uluslararası festivallerdeki başarısıyla bu yılın en öne

çıkan yapımlarından biri. Dünya galasını Berlin Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde yapan, İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film, Yönetmen, Kadın Oyuncu, Müzik ve FIPRESCI ödüllerini, Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan film, annelerini kaybettikten sonra besleme olarak farklı ailelere verilen üç kız kardeşin hikâyesi.

Dünya galasını yaptığı Tribeca Film Festivali’nde senaryosu ve başrol oyuncularından Ali Atay’ın performansı ile ödüllere layık görülen, Adana Film Festivali’nde En iyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Görüntü Yönetmeni ödüllerini alan, Cenk Ertürk’ün ilk uzun metrajlı filmi Nuh Tepesi, bir yandan orta yaşın getirdiği krizlerle boğuşurken bir yandan da kendi diktiğini iddia ettiği Nuh Ağacı’nın altına gömülmek isteyen babasının son isteğini gerçekleştirmeye çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Filmin gösterimi, yönetmen Cenk Ertürk ve yapımcı Alp Ertürk’ün katılımıyla gerçekleştirilecek.

İlk filmi Babamın Kanatları ile ulusal ve uluslararası festivallerde başarı gösteren Kıvanç Sezer’in ikinci filmi Küçük Şeyler, dünya galasını Karlovy Vary Film Festivali’nde yaptıktan sonra, Adana ve Antalya gibi ulusal festivallerde ödüller ve övgülerle karşılandı.Yönetmen bu kez, ilk filminde hikâyesini anlattığı işçiler tarafından inşa edilmiş sitelerden birinde yaşayan orta sınıf bir çiftin ilişkisine odaklanıyor. Gösterim, yönetmen Kıvanç Sezer ve başrol oyuncuları Alican Yücesoy ile Başak Özcan’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Antalya Film Festivali tarihinde bir rekora imza atarak En İyi Film dahil 10 ödülün sahibi olan Bozkır, daha önce reklam sektöründe ve sinemada görüntü ve post-prodüksiyon alanlarında çalışan Ali Özel’in ilk filmi.

Antalya Film Festivali’nin Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Zeki Demirkubuz’un ödül töreninde yaptığı konuşmada ‘Yaşamın doğasını, geçmişi, geride bıraktıklarımızı, ölümü hatırlatan, bir parça olsun kendimize gelmemizi sağlayan, zamanın ruhunu hissettiren, hakikatin izini süren aşkın bir film’ diye tanımladığı ‘Bozkır’, baraj çalışması nedeniyle kısa bir süre sonra sular altında kalacak bir köyde yaşadıkları için evleriyle beraber annelerinin bahçedeki mezarını da veda etmek durumunda kalan bir ailenin hikâyesini perdeye yansıtıyor. Gösterim, yönetmen Ali Özel ile filmin oyuncuları Mücahit Koçak, Hakan Emre Ünal, Ozan Dağara ve Elif Aydın’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Kısa filmler ve belgeseller çeken, yardımcı yönetmen ve yürütücü yapımcı olarak birçok sinema filminde görev alan Özkan Yılmaz’ın ilk uzun metrajlı sinema filmi Soluk, Türkiye galasını Antalya Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde yaptı.

Başrolünde Uğur Polat’ın rol aldığı, Antalya’da Aslı İnandık’a En İyi yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran film, yaşama tutunma arzusunun bir araya getirdiği birbirinden çok farklı üç karakter etrafında gelişen bir hikâye anlatıyor. Filmin gösterimi yönetmen Özkan Yılmaz, yapımcı ve senaryo yazarı Benan Yılmaz, oyuncular Uğur Polat ve Emrullah Çakay’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

KISA İYİDİR

Kısa filme hak ettiği ilgiyi göstermeye önem veren Gezici Festival, bu yıl yine son dönemin en dikkate değer kısa filmlerinden oluşan bir seçki sunuyor.

İki bölüm halinde gösterilecek kısa film seçkisinde, Bogdan Muresanu’nun dünyanın en önemli kısa film festivallerinden Clermont-Ferrand Uluslararası Kısa Film Festivali’nde büyük ödülü kazanan filmi Noel Hediyesi (Cadoul de Craciun), Bobbie Peers’in Moskova Film Festivali’nde ödül kazanan filmi Bayrağı Dikmek (To Plant A Flag), Quentin Baillieux’nun Clermont-Ferrand’ın bu yılki yarışma seçkisinde yer alan canlandırma filmi Le Mans 1955, Yves Piat’nın yine Clermont-Ferrand’da izleyici ödülünü alan ve başka festivallerde de ödüller kazanan filmi Nefta Football Club, Burcu Aykar’ın Akbank Kısa Film Festivali ve Antalya Film Festivali’nde En İyi Film seçilen filmi Ablam, Guy Nattiv’in Oscar ödüllü filmi Deri (Skin), Kanadalı canlandırma sanatçısı Valerie Barnhart’ın bu yılın dikkat çeken canlandırma filmleri arasında yer alan filmi Koridordaki Kız (Girl in the Hallway), Konstantinos Antonopoulos’un birçok festivalin seçkisinde yer alan filmi Dünyanın Sonundan Kartpostallar (Postcards from the End of the World), Michael Kranz’ın Kişisel Sınırım (MyBorder’s Joyfence), Raphaële Bezin’in Ortak Alan (L’Espace Commun), Anne Huynh’un Dedem Saklanıyor (My Grandpa is Hiding) ve Ceylan Özgün Özçelik’in, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete dair üç filmden oluşan Cadı Üçlemesi’nin ilk ayağı olan kısa filmi 13+ yer alıyor. İlk gösterimi Sitges Fantastik Film Festivali’nde yapılan 13 +’nın gösterimine filmin yönetmeni Ceylan Özçelik ve yapımcı Armağan Lale katılacak.

ÇOCUK FİLMLERİ ÇEKYA’DAN

Gezici Festival bu yıl küçük izleyicilerini sinema tarihinin en değerli canlandırma sanatçılarına ait zamansız eserlerden oluşan bir çocuk filmleri seçkisiyle buluşturacak.

Bu bölümde Çek canlandırma sinemasının kurucularından, stop-motion tekniğiyle çektiği filmleriyle

tanınan Hermína Týrlová’nın İki Yün Yumağı (Dvě klubíčka), Afacan Yün Yumakları (Rozpustilí bráškové) ve Haylaz Sapan (Prak darebák) adlı filmleri; Çek canlandırma sanatının bir başka ustası olan Ludvík Kadleček’in filmi Kapışma (Myší Kočičiny) ve kukla canlandırma alanında uzmanlaşan usta sanatçı Jiří Brdečka’nın Yanlış Çizilmiş Tavuk (Spatne Namalovana Slepice) adlı filmleri seyirciyle buluşacak.

BEHİÇ AK AFİŞLERİ SERGİSİ

Gezici Festival, 25. Yılında Festival’e kendine özgü karakterini veren en önemli unsurlardan birisi olan Behiç Ak imzalı festival afişlerinin yer aldığı bir sergi düzenliyor.

Kuruluşundan bu yana Gezici Festival için her sene birbirinden güzel afişler hazırlayan usta karikatürist, yazar Behiç Ak’ın bugüne kadar Festival için hazırladığı tüm afişlerin yer aldığı sergi 2-9 Aralık tarihleri arasında, Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki Abidin Dino Sergi Salonu’nda izlenebilir.

Ayrıntılı bilgi için:

Ankarasinemadernegi.org

https://vimeo.com/gezicifestival

https://www.flickr.com/photos/gezicifestival/

https://www.facebook.com/gezicifestival

https://www.instagram.com/gezicifestival

Share.

Comments are closed.