Beyoğlu’nun köklü kültürel belleğinden beslenen Umut Sergisi, İstiklal Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, umudu bir sonuç değil bir eylem, bir direniş ve varoluş biçimi olarak ele alan yaklaşımıyla izleyiciyi düşünmeye davet ediyor.
UMUT Sergisi: Karanlığın İçinden Yükselen Bir Varoluş Biçimi; 29 Ocak–22 Şubat 2026 tarihleri arasında İstiklal Sanat Galerisi’nde izleyiciyle buluşan “UMUT” sergisi, umut kavramını yalnızca tematik bir çerçeve olarak değil, plastik ifade biçimlerini belirleyen temel bir kavramsal eksen olarak ele alır. Sergi, bireysel deneyim ile kolektif hafıza arasındaki korelasyonu görünür kılan çok katmanlı bir görsel söylem üretmektedir.

Küratör Fatih Mehmet Durmuş’un yaklaşımında umut, tamamlanmış bir anlam alanı olmaktan çok, belirsizlik ve oluş hâli içinde sürekli yeniden kurulan bir varoluş biçimi olarak değerlendirilir. Bu bağlamda sergide yer alan yapıtlar, kesinlikten çok arayışa, sonuçtan çok sürece işaret eden bir estetik dil geliştirir. Sanatsal üretimler, kırılganlık ile direnç, yokluk ile varlık, bireysel ifade ile kolektif duygu arasında kurulan gerilimli bir düşünsel zemin üzerinde konumlanır.
Sergide farklı disiplinlerden sanatçıların üretimleri arasında belirgin bir biçimsel birliktelikten çok kavramsal yakınsama dikkat çeker. Resim, grafik, fotoğraf ve deneysel ifade biçimleri aracılığıyla geliştirilen görsel anlatılar, umut kavramının çoğul ve değişken doğasını yansıtır. Bu çoğulluk, serginin tekil bir estetik yönelim yerine açık uçlu bir yorum alanı oluşturmasını sağlar.
Plastik açıdan değerlendirildiğinde sergideki yapıtların önemli bir bölümü, ışık–karanlık karşıtlığı, yüzey–boşluk ilişkisi ve formun parçalanması gibi görsel stratejiler aracılığıyla varoluşsal gerilimleri görünür kılar. Bu yaklaşım, umudu romantize edilen bir duygu olmaktan çıkararak, çatışma ve dönüşüm süreçleri içinde ortaya çıkan dinamik bir güç olarak konumlandırır. Görsel dildeki bu gerilim, izleyicinin algısal katılımını artırarak eserin anlam üretim sürecine aktif biçimde dahil olmasını sağlar.
Serginin bütününde öne çıkan bir diğer unsur ise bireysel anlatıların kolektif bir duygu alanına dönüşmesidir. Sanatçıların kişisel deneyimlerinden hareketle ürettikleri imgeler, ortak bir varoluş bilinci etrafında birleşerek izleyiciyle kurulan estetik deneyimi güçlendirir. Bu durum sergiyi yalnızca bireysel ifade alanı olmaktan çıkarıp toplumsal hafıza ve dayanışma bağlamında okunabilir bir kültürel üretim alanına dönüştürür.
Sonuç olarak “UMUT” sergisi, çağdaş sanat bağlamında umut kavramını temsil eden imgelerin ötesine geçerek, onu düşünsel, estetik ve varoluşsal bir araştırma alanı olarak ele alır. Sergi, sanatın dönüştürücü potansiyelini görünür kılarken izleyiciyi belirsizlik, direnç ve birlikte var olma olasılığı üzerine yeniden düşünmeye davet eden eleştirel bir sergi deneyimi sunmaktadır.
Şebnem Sunar
sebnemsunar19@gmail.com

“Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”
Küratör Fatih Mehmet Durmuş, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini aktararak sergiye dair şunları söylüyor:
Umut, geleceğe dair bir vaat değil; şimdiye tutunma biçimidir. Karanlığın içinden yükselen bir sezgi, kırılgan ama inatçı bir ışıktır. Gecenin sonsuzluğunda parlayan bir ışık gibidir umut. Karanlık ne kadar boğucu olursa olsun, onun ışığı yolumuzu aydınlatır.
Mevlânâ’nın dediği gibi:”Karanlık, ışığı daha parlak gösterir.”
Tamamlanmış bir cevap olarak değil; sorularla, arayışlarla ve çelişkilerle birlikte var
olur. Sanatın kalbinde yatan devrimdir “umut”. Umut, “bilinmez”den beklentisidir insanın. Yaşanmışlıkların tortusundan süzülen bir direnç; zamanın ağırlığına, kayıplara ve çatlaklara rağmen hâlâ anlam üretme çabasıdır.
“Bir hayalim var”, diyordu Martin Luther King, tarihi konuşmasını yaparken. Hayali ve umudu ırksal eşitsizliklerin olmadığı bir dünyaydı. Bu sergi, umudu bir sonuç olarak değil, bir eylem olarak düşünmeye davet eder: Bakmak, duymak, hissetmek, hayal etmek ve yeniden düşünmek… Belki de umut tam olarak budur: Henüz söylenmemiş olanı duymaya açık kalmak ve her şeye rağmen, birlikte var olmanın ihtimaline inanmaktan vazgeçmemek. Sergimizde yer alan sanatçılar, kendi iç seslerinden yola çıkarak ortak bir duygu alanı kurmuş; bireysel deneyimlerini, kolektif bir titreşime dönüştürmüşlerdir. Umut, “Yokluğun içinde bir varoluş çığlığı”dır. Bu sergide o sessiz çığlığı duyacaksınız.
UESYO Derneği Başkanı Tayfun Tuncel’in Açıklaması
“Umut, geleceğe yazılmış bir iyi niyet mektubudur.” — Ali Tekin Çam / 2025
Tayfun Tuncel, bu sözleri aktararak serginin eğitim ve tarihsel bağlamını şöyle açıklıyor: 1968 yılında Özel Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu olarak açılan, daha sonra özel okulların devletleştirilmesiyle İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlanarak UESYO (Uygulamalı Endüstriyel Sanatlar Yüksek Okulu) adını alan ve Grafik, Tekstil, Endüstri Tasarımı bölümleriyle 1971’de eğitime başlayan okulumuz;
Akademik eğitim ve piyasa tecrübesi olan hocalarımız sayesinde, UESYO’da geliştirilmiş ve piyasayla paralel yürütülen, devrim niteliğindeki ileri düzeyde bir eğitim anlayışını ülkemize kazandırmıştır. 1981 yılında, İDGSA (İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi adını alırken, UESYO kapatılmış ve bu yeni yapılanmanın bünyesine katılmıştır. Ancak değişen yalnızca adı ve mekânı olmuştur; Grafik, Tekstil, Endüstri Tasarımı bölümlerindeki aynı öğretim kadrosu Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi’nde görevlerine devam etmiştir .UESYO’da öğrencilik yapmış olan bizler, 2014 yılında bir araya gelerek dernekleştik ve 2016’dan itibaren İDGSA’da okumuş arkadaşlarımızın da katılımıyla karma sergi aktivitelerine başladık. Sergilerimizin, 19.sunu 29 Ocak-22 Şubat 2026 tarihleri arasında T.C. Beyoğlu Belediyesi, İstiklal Sanat Galerisi’nde siz değerli sanatseverlerle buluşturuyoruz..

Beyoğlu Belediyesi Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu’nun Mesajı
“Beyoğlu, sanatın, düşüncenin ve birlikte yaşama kültürünün kendine yuva bulduğu, canlı bir hafızadır. İstiklal Sanat Galerisi’nde kapılarını açan Umut Sergisi, Beyoğlu’nun bu ortak belleğinin içinden sesleniyor sanatseverlere. En karanlık gözüken zamanlarda bile vazgeçmeyen, düşünen, hayal kuran ve üreten herkesin sesi oluyor. Umudu naif bir temenni değil, dirençli bir duruş, kolektif bir eylem ve insani bir sorumluluk olarak yeniden düşünmemizi sağlıyor.
Sergi, insanın belirsizlik, arayış ve dönüşüm süreçlerinde kurduğu varoluş mücadelesini sanat aracılığıyla görünür kılıyor. Karanlığın içinden yükselen kırılgan ama ısrarcı bir ışık metaforu etrafında şekillenen yapıtlar, umudu bireysel deneyimlerden kolektif bir duygu alanına taşıyor. Yapıtlar, bilinmezle kurulan bağlantıyı, yaşanmışlıkların tortusundan süzülen direnci ve birlikte var olma ihtimalini yeniden düşünmeye davet eden bir düşünsel zemin oluşturuyor.
Umut Sergisi’nde yer alan, çok kıymetli ve usta isimlerden oluşan sanatçılarımız; farklı disiplinlerden, farklı kuşaklardan gelerek, sanat tarihimizi de yansıtan, Beyoğlu’nun çok sesli ruhuna yakışır biçimde, yan yana durduklarında çoğalan, derinleşen ve güçlenen çok anlamlı bir bütün oluşturuyor. Umut Sergisi, hepimiz için ümit etmenin ve adalet duygusunu yitirmemenin en çok da zor zamanlarda anlam kazandığını hatırlatıyor.
Dilerim ki bu sergi, her ziyaretçide küçük ama kalıcı bir iz bıraksın. Hepimize Beyoğlu’nda sanatın ve umudun her şeye rağmen hep parlamaya devam edeceğini bir kez daha göstersin.
Küratör: Fatih Mehmet Durmuş
Sergi alanı: İstiklal Sanat Galerisi
Adres: Tomtom Mahallesi, İstiklal Caddesi No: 217, 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tarih: 29 Ocak – 22 Şubat 2026 -Sergi ücretsizdir.
Sergide Yer Alan Sanatçılar
Prof. Dr. Devrim Erbil, Prof. Dr. Esin Sarıoğlu, Doç. Dr. Engin Akdoğan, İsa Çelik, Tan Oral, Akgün Sezer, Alev Demirkesen, Ali Balkı, Ali Ergün, Ali Tekin Çam, Ayşe Çetkin, Batuhan Erdi, Bekir Özdemir, Çetin Özer, Dilara Oktar Gürses, Elçin Çubuk, Eyüp Büyükbostancı, Fatih Mehmet Durmuş, Figen Aykaç Erdi, Filiz Arışan Aydoğan, Günseli Partanaz, Halit Özüdoğru, Dr. Kevser Soydan, Meral Pekün, Merih Kurtul, Mesude Hülya Şanes Doğru, Metin Sağanak, Murat Küçükyılmaz, Nebahat Hoşgör, Necati Derya, Nimet Erciyas, Nilgün Temiz, Nilüfer Tünay, Doç. Dr. Nuri Sezer, Nursel Balpınar, Sara Kocatoros Tuncel, Semra Timurhan, Tayfun Tuncel, Timuçin Tarhanlı, Tufan Atalayman, Ülker Turhan Öner, Zehra Günseli Onat, Doğa Baykal, Naz Polat.

