Konuğumuz; sinema, dizi ve tiyatro oyunculuğunun yanı sıra tiyatro yönetmenliği, yazarlığı ve eğitmenliği alanında uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren Banu İnan. Shakespeare’in evrensel dünyasını çağdaş ve şiirsel bir sahne diliyle yeniden yorumlayan sanatçı, yönetmenliğini yaptığı “Shakespeare’in Dünyası” adlı oyunuyla seyirciyi insan ruhunun derinliklerine uzanan düşsel bir yolculuğa davet ediyor. Banu İnan ile Shakespeare’in metinlerinden sahne estetiğine, oyunculuk dilinden tiyatronun dönüştürücü gücüne uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Merhaba Sayın Banu İnan, hoş geldiniz.
Sizi sinema, dizi ve sahne oyunculuğunun yanı sıra yönetmenlik, yazarlık ve eğitmenlik alanlarındaki çalışmalarınızla da tanıyoruz. Uzun yıllardır sanat üretiminizi farklı disiplinlerde sürdürüyorsunuz. Shakespeare’in oyunlarından uyarlayıp yönettiğiniz “Shakespeare’in Dünyası” adlı yapımınız da şu sıralar izleyiciyle buluşuyor.
Hoş bulduk. William Shakespeare 16. yüzyıldan günümüze kadar uzanan büyük bir serüven. Edebiyatın adeta taçsız kralı. Günlük hayatta kullandığımız binlerce kelime ve duygu Shakespeare’in satırlarından çıkıp geliyor. Shakespeare’i çok severim. Aslında şiirsel dili nedeniyle oyuncu tarafından oynaması bir o kadar da zordur. Shakespeare’deki dilin keskin zekâsı izleyeni de beni de her zaman hayran bırakıyor.
Shakespeare, dünya edebiyatı ve tiyatro tarihinin en güçlü kültürel figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sizce Shakespeare’i yüzyıllardır güncel ve evrensel kılan şey nedir? İnsan doğasını anlatma biçimi bugün hâlâ neden bu kadar etkili?
Onun insanın dünyasını anlatması, insan ruhunun derinliklerini çok iyi gözlemlemesi… Bir yanda Hamlet’in sorgulamaları, diğer yanda Macbeth’in hırsı ya da Romeo ve Juliet’in aşkı… Hepsi aslında insanlığın değişmeyen hâllerini anlatıyor. Shakespeare’i zamansız yapan da bu evrensellik. Onun dili şiirsel ama anlattığı duygular çok gerçek ve çok tanıdık.
Shakespeare’in dili, dönemin kültürel ve düşünsel dünyasını taşıması açısından oyuncular için neden hem özel hem de zorlayıcı bir alan oluşturuyor?
Çünkü şiirsel bir dili var. Şiirsel bir dili oynamak doğal bir oyunculuk gerektirir eğer doğal oynayamazsanız seyirciye o sözler bir şiir nüktesiyle geçer. Shakespeare’i oynamak sadece replik söylemekden ziyade ritmini, alt metnini ve zekâsını taşımak gerekir. Dildeki keskinlik ve ironi oyuncuya büyük bir sorumluluk yükler ama aynı zamanda müthiş bir heyecan verir.
Oyununuzda Shakespeare’in şiirsel diliyle birlikte düşsel ve metaforik bir atmosfer de hissediliyor. Seyirciyi bu rüya perdesinin içine taşımak isterken nasıl bir duygu dünyası kurmayı hedeflediniz?
Ağlatan, güldüren ve düşündüren Shakespeare dizeleri, bir sonenin eşliğinde adeta uykuya dalıyor. Bir düş perdesinde Shakespeare’in sözleri, rüya âleminden bilinçlerimize ulaşıyor. “Biz özünden düşler yaratılan varlıklarız.”
Shakespeare’in eserlerini sahneye taşırken klasik anlatımın dışına çıkan bir yorum görüyoruz. Bu oyunda Shakespeare dünyasını nasıl yeniden kurguladınız, metin ve sahneleme açısından ne gibi değişiklikler yaptınız?
Shakespeare’in insanın dünyasını anlatan, insan ruhunun derinliklerini çok iyi gözlemleyen bir yazar olması, onun evrenselliğini ortaya koyar. “Bütün dünya bir sahne” sözü aslında bugün hâlâ yaşadığımız döngüyü anlatıyor. Bizler bazen insanı insan yapan duygularla, bazen de bizi insanlıktan uzaklaştıran tutkularla aynı çemberin içinde dönüp duruyoruz. Shakespeare’in evrenselliği de tam olarak burada kendini gösteriyor. İşte buradan yola çıkarak oyunda büyüklü küçüklü çemberler kullandım. Oyuncuların kullandığı paçavralardan oluşan çemberleri, insan ruhunun parçaları gibi düşündüm. Sahnede kullanılan her kumaş parçası karakterlerin taşıdığı görünmez yüklerin uzantısına dönüştü. Sabit bir dekor istemedim. Kumaşlar ve nesneler sürekli dönüşsün istedim. Bazen bir oyuncunun bedeninde kostüm, bazen kaynayan bir kazan, bazen de rengârenk etekler oldular. Böylece sahnenin kendisi yaşayan bir organizmaya dönüştü.
Shakespeare’in evrensel metinlerini yeniden yorumlarken, farklı yaş gruplarından ve farklı deneyimlerden gelen bir ekiple çalışma süreci de düşünüldüğünde, bu oyunun sizin için en heyecan verici yönü ne oldu?
Halk Eğitim Merkezi ve Komek bünyesinde de açılan kurstaki öğrencilerimle çalıştık. Farklı yaş gruplarından oluşan bir ekiple çalışmak benim için çok heyecan vericiydi. Aynı ekipte 18 yaşında da öğrencim var, 50 yaşında da… Tiyatronun yaşsız bir sanat olduğunu bir kez daha gördüm.
“Shakespeare’in Dünyası” izleyiciyle buluşurken, seyirciyi nasıl bir düşünsel ve duygusal yolculuk bekliyor?
“Shakespeare’in Dünyası”nda, Hamlet’te deliliğin, Macbeth’te kanlı ihtirasın, Romeo ve Juliet’te aşkın sarhoşluğunun izleri öne çıkarken; Kral Lear’da kahramanların bazen soytarıya, soytarıların ise birer halk kahramanına dönüştüğünü görüyoruz. Yolunuz Kocaeli’ye düşerse sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Sevgiyle ve daima sanatla kalın.
Banu İnan’a bu keyifli söyleşi için teşekkür ediyoruz. Shakespeare’in evrensel dünyasını özgün bir sahne diliyle yeniden yorumlayan “Shakespeare’in Dünyası” oyununun uzun yıllar seyirciyle buluşmasını ve yeni projelerle sanat yolculuğunu sürdürmesini diliyoruz.
Şebnem Sunar
Editör
BANU İNAN HAKKINDA
Oyunculuk Eğitimi:
MSM Konservatuvarı Tiyatro Bölümü 1991 – 1995
Oğuz Aral / Taner Barlas Pandomim Eğitimi 1993 – 1995
Aura Terapi Merkezi Psikodrama Eğitimi 1995 – 1996
İBB Şehir Tiyatroları Atölye Çalışmaları 1996 – 1997
Oryantasyon Eğitimi 2018
Bachata-Salsa Eğitimi 2018 – 2019
Liderlik ve Kişisel Gelişim Eğitimi 2018
Stüdyo Oyuncuları 2019
Şahika Tekand 2019
Atölye Çalışmaları 2019
Alfabio Enerji Eğitimi 2024
Oynadığı Tiyatrolar:
Kocaeli Bölge Tiyatrosu
1986 – 1990
MSM Genç Oyuncuları
1993 – 1994
Tiyatro Mie
1994 – 1995
İstanbul Devlet Tiyatroları
1995 – 1997
Umudum Tiyatro
1998 – 1999
Yayla Sanat Tiyatrosu
1999 – 2000
Metin Zakoğlu Tiyatrosu
2006 – 2008
Oyun Makinesi
İBB Tiyatroları
2008 – 2009
2011 – 2013
Oynadığı Oyunlar :
•
Ah Şu Gençler
•
Tahtarevalli
•
Şeker Portakalı
•
Tam Rolünün Adamı
•
Orkestra
•
Kuva-i Milliye
•
Harikalar Sirki
•
Eskimeyen Komedi
•
Yaşar, Ne Yaşar, Ne Yaşamaz
•
Hasan Ağa’nın Karısı
Verdiği Eğitimler:
•
Müjdat Gezen Sanat Merkezi – Sahne Tatbikatı
1995 – 2007
•
Bolluca Çocuk Köyü – Psikodrama Eğitimi
1995
•
Global 7/24 Bilgi İşlem – Tiyatro – Yönetmen
2002
•
Türk Telekom – Tiyatro – Yönetmen
2003
•
Superonline – Tiyatro – Yönetmen
2004
•
Darüşşafaka Yaz Okulu – Tiyatro Eğitimi
•
Devlet Okulları ve Kolej Eğitimleri
•
Sanataşehir Sanat Okulu
•
Bağımsız Çocuk Atölyesi
•
KO-MEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları
Radyo Program Sunuculuğu:
•
Alem FM 1995 – 1996
•
İstanbul FM 1996 – 1997
2008
2000-2016
2018-2019
2018-2019
2022-2024
Rol Aldığı Filmler:
•
Vali
•
Kısık Ateşte Onbeş Dakika
•
Pertev Bey’in Üç Kızı
Rol Aldığı Diziler:
•
Düğüm (Digital Platform – Amazon Prime)
•
Alman Kuzusu
•
Sana Söz
•
Türkan Hanımın Konağı
•
Doğduğun Ev Kaderindir
•
Afili Aşk
•
Söz
•
Çoban Yıldızı
•
Kırgın Çiçekler
•
Poyraz Karayel
•
Deli Gönül
•
Kadın
•
Anne
•
Hayat Bazen Tatlıdır
•
Paramparça
•
Gamsız Hayat
•
Eve Dönüş
•
Vatanım Sensin
•
Karadayı
•
Benim Adım Gültepe
•
Kaçak
•
Merhamet
•
Umutsuz
•
Ev Kadınları
•
Fatmagül’ün Suçu Ne?
•
Umut Yolcuları
•
Acemi Cadı
•
Doktorlar
•
Hayat Bilgisi
•
Belalı Baldız
•
Papatyam
•
Gurbetçiler
•
Sonbahar
•
Altın Kızlar
•
Hayat Türküsü
•
Ruhsar
•
Tatlı Hayat
•
Bizim Aile
•
Neşeli Okul
•
Zeliha’nın Gözleri

