Bir “Osmanlı” kara-romanı: Taksim Bahçesi

1

Murat Arda ilk kitabı Pelin’den sonra bir Osmanlı kara-romanı Taksim Bahçesi ile raflarda yerini aldı. Arda, bu defa kara mizahla tarihi harmanlayarak okurlarını fantastik bir zaman yolculuğuna davet ediyor.

Günümüz modern insanının Osmanlı bakiyesi topraklara yaptığı fantastik zaman yolculuklarını konu edinen roman, Erkin adında kafası karışık bir “rock müzik diskjokeyinin”, Beyoğlu’nun ortasında birdenbire geçirdiği “sufi” dönüşümle kendisini on dokuzuncu yüzyıl Dersaadet’inde bulmasıyla başlıyor. Murat’la yeni kitabı ile ilgili konuştuk.

İlk kitap Pelin’den sonra Taksim Bahçesi’ni yazma fikri nasıl ortaya çıktı? 

Gezi Parkı’nda direnişteydik, yağmurda çadırda kalıyorduk. Bir yandan da öksürüyoruz tabi biber gazından ama yine de her gün kahkaha eksik olmuyor. Arkadaşım Özgür Barış sağlam bir Pelin okuruydu, ilk kitabım yayımlandığında en az benim kadar heyecan duymuştur. Bana dedi ki: “Burada yaşadıklarımızı eğlenceli bir üslupla yazıya geçirmelisin, bununla ilgili bir kitap yazmalısın.” Ben de önce günlük tutmaya başladım. Ancak kitap, süreç içerisinde bir Gezi Parkı romanı olmaktan bambaşka bir yere evrildi.

Kitabın oluşum aşaması ne kadar sürdü?

Haziran Ayaklanması sürecinde fitili ateşlesem de metnin toparlanması iki yıl sürdü.

Son dönem Gezi Parkı olayları üzerinden yazılan romanlardan çok farklı bir kurgu var kitabında, bu tarihsel yolculuk fikrine seni sürükleyen neydi?

Aylar süren direniş sırasında bir “devlet büyüğü”nün -Gezi Parkı’nda direnenler Rum olsa anlayacağım- benzeri çirkin lafları beni derinden sarstı. Hem Rum yurttaşlarımızı incitebilecek hem de direnişçileri sözde aşağılayacak bu yaklaşım ırkçı ve şuursuz bir yaklaşımdı. Kendi kendime “geçmişte burada ezilen Rum da, günümüzde başına kapsül yiyen Türk genci de farklı dünyaların insanı olamaz” diyerek, ara ara metni dinlendirerek bu romanı oluşturdum. Böylelikle o “devlet büyüğünün” hastalıklı bakış açısına edebi bir cevap da vermiş oldum. O dönemde okuduğum Hemingway başyapıtı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”un İspanyol değil Osmanlı versiyonuna dönüştü Taksim Bahçesi ve umarım o bürokrat bu kitabı okur. Hiç sanmıyorum ya, neyse.

Gezi’yi düşününce Erkin karakterinde kimler var?

Erkin karakterinde sen varsın, ben varım. Bu satırları okurken gülümseyen okurlar da var.

Fantastik Abdullah karakterinde bir alegori var mı?

Kitaptaki tüm karakterler için söyleyebiliriz bunu.

Kitabında “Tarih çok zevkli lan!” demişsin bundan sonra okurlarını Taksim Bahçe’sinde olduğu gibi tarihle fantastik dünyanın iç içe geçtiği kurgular mı bekliyor?

Yazınsal evrimimi öngöremiyorum ama fantastik unsurlar ile gerçek hayatı iç içe geçirmek çok hoşuma gidiyor.

 

Neyran GÜNÜÇER

neyran@mutlusonmedya.com

Share.

About Author

Comments are closed.